20.08.2008 tarihinde grafikerler.org sitesinde “Grafiker veya Reklam Ajansı Niçin Emir Eri Olmaktadır?” başlıklı bir anket yapıldı.
Sorulan soru şuydu;
Sizce Grafiker ve Ajansların Emir Eri olmasının sebepleri nelerdir? Bunun çözümleri için neler yapılmalıdır? Ankete katılır ve konuyla ilgili fikirlerinizi beyan ederseniz bize değil, kendinize bir iyilik yapmış olursunuz.
Anketin cevap seçenekleri de şunlardı;
Buna işsizlik neden olmaktadır
Güzel Sanatlar Fakültelerinin konuya ilgisizliğinin etkisi vardır.
Mac operatörü üretim fabrikaları olan özel grafik kurslarının etkisi vardır.
Grafikerler Meslek Birliği Kuruluşu Yoktur.
Bilinçsiz olarak mesleğe giren insanlar sebep olmaktadır.
Kendini Grafiker ve Ajans sahibi sanan kişilerin eseridir.
---------------------------------
Anket sonucunda;
A)İşsizlik,
B)Bilinçsiz olarak mesleğe girenler
C)Kendini grafiker veya Ajans sahibi sanan kişiler,
maddeleri en çok oy almış.
Ben bunu görünce şunu yazmışım;
Arkadaşlar bu ankete bir madde daha eklenmelidir;
Devlet bu konuda ilgisiz ve kayıtsız kalmaktadır.
------------------------------------
Bu madde eklenmelidir, niçin?
Tüm Grafikerler;
Bu şikayetler Patagonya Cumhuriyetinde olmamaktadır. Türkiye Cumhuriyetinde olmaktadır.
Eğer siz bir eczane açacaksanız Eczacı birini bulup onun üzerine dükkan açmalısınız. Eğer otomobil boya ve kaporta servisi açacaksanız , ustalık belgesi olan biri üzerine bu servis açılmalıdır, devlet bunu böyle söylüyor.
Eğer bir büfe açacaksanız; tost makinanız, buzdolabınız olmalı, sattığınız gıda malzemeleri taze olmalı vesaire... Ya belediye, ya sağlık bakanlığı... illa devletin yetkili bir organı sizi denetliyor...
Ama iyi denetliyor, ama kötü denetliyor.
Arabanızın bile bir ruhsatı var, şöforün bile bir ehliyeti var...
Allahını seven söylesin; hangi grafikerden ne belgesi isteniyor, hangi reklamcı kime ve neye karşı sorumlu?
Filanca grafikerin yaptığı tasarım grafik tasarım mı, filanca reklamcının yaptığı reklam gerçekten reklam mı diye kim inceliyor, kim denetliyor? Müşteri mi? Müşteri memnun olmazsa kime şikayet edecek? Bu belli mi?
Eskiden Osmanlıda saraçlar çarşısında çantacılar, bakırcılar çarşısında bakırcılar, kunduracılar çarşısında kunduracılar yer alırmış. Kötü ayakkabı yapanın yaptığı pabuç dükkanın damına atılırmış. Pabucu dama atıldı deyimi ordan gelirmiş.
Kusurlu mal üreten bir daha o mesleği icra edemezmiş.
Şimdi berbat bir grafik tasarım yapan grafikere; reklamı etkili olmayan, malı sattırmayan veya imaj yaratmayan bir reklamcıya kim “sen kusurlu mal üretiyorsun” diyor? Kim?
Devlet sadece vergi almasını biliyor. Yeni berbat reklamcılar türesin, yeter ki iş yapıp vergi versin. Devlet bunun derdinde.
Güzel sanatlar fakülteleri her yıl 20-30 grafik tasarımcıyı mezun ediyor, oysa tasarım öğretmeyen özel kurslar her iki ayda 500 ila 1000 kişiyi piyasaya salıyor.
Sadece grafik programı öğreten dersaneler niçin YANILTICI OLARAK “grafikerlik kursu veriyoruz” diyorlar da “grafik temel programları dersi veriyoruz” demiyorlar. Niçin tasarım dersi vermediklerini söylemiyorlar?
Matbaalar “grafik tasarıma para almıyoruz, yeter ki broşürünü biz basalım” diyorlar.
3 aylık kurs mezunu genç; grafiker diye kartvizit bastırıyor.
Bütün bunların nedeni sadece işsizlik midir? Yoksa kontrolsüzlük ve denetimsizlik midir?
Eğer sadece neden işsizlik olsaydı, grafiker sayısındaki artış kadar fuhuş da artardı, hırsızlık da artardı. İşsizliğin sebep olduğu toplumsal arızalar hiç olmazsa kısmen kontrol ve denetim altında tutulmaktadır ama her aklına esenin grafiklerlik yapması kontrol altına alınmamaktadır.
Eğer işsizlik tek veya en büyük etkense niçin herkes seyyar satıcı olmuyor, eczacı kalfası olmuyor, sekreter olmuyor da kolayca grafiker oluyor?
İşsizlikten değil, kontrol ve denetim olmadığı için grafik ve reklam ticareti bu kadar kontrolsüzce yapılabiliyor...
Devlet grafikerlik ve reklamcılıktaki bu kepazeliğe niçin karışmıyor?. Eğer alan memnun satan memnun diyorsa fuhuş ve uyuşturucu sektöründe de alan memnun satan memnun, ona niye karışıyor?
Oto boyacısına niye karışıyor da broşür boyacısı olan grafikere karışmıyor?
Düşünün;
BİLİNÇSİZ OLARAK MESLEĞE BU KADAR KOLAY GİRİLEBİLİYOR maddesi niçin çok OY almış bu ankette?
Evet soruyorum; niçin bu kadar kolay ve bilinçsiz girilebiliyor bu mesleğe?
NİÇİN “kendini grafiker veya reklamcı sananlar” MADDESİ BU KADAR OY ALIYOR?.
Bilinçsiz olarak bu mesleğe girmek NEDEN BU KADAR KOLAY? Ve niçin BİLİNÇSİZCE GİRİLİYOR? BUNA KİM İZİN VERİYOR? Ve buna kim DUR DİYECEK?
Niçin kendini grafiker veya Reklamcı sananlar BU MESLEĞİ BU KADAR RAHAT ve SORUMSUZCA İCRA edebiliyor?
Üniversiteler nerededir?
Grafikerlerin meslek kuruluşları nerededir?
Devlet nerededir?
Mesele işsizlik değildir.
Mesele KURAL KOYUCU ve DÜZENLEYİCİ OLARAK BİLDİĞİMİZ DEVLETİN, PARLAMENTONUN bu KONUYU GÖRMEZLİKTEN GELMESİDİR.
PAHALI VE LÜKS GRAFİKERLER BU KONUYU DEVLETE GÖSTERMEMEKTEDİR.
ÇÜNKÜ ONLAR DA KENDİLERİNİN SOSYETEYE HİZMET EDEN PAHALI GRAFİKERLER OLARAK KALMALARINI İSTEMEKTEDİRLER. KÖTÜ GRAFİKERLER UCUZ İŞ YAPSINLAR Kİ; ONLARA DA İŞİN KAYMAĞI DÜŞSÜN. OYUN BUDUR !!!!
Grafikerlerin meslek kuruluşları tüm grafikerleri değil, azınlık ve elit bir grup grafikerin hakları ile ilgilenmektedir.
Bundan Türk Grafik sanatı zarar görmektedir, küçük ve orta sermayeli reklam verenler kaliteli reklam hizmeti alamamaktadır.
İyi grafik tasarım ve iyi Reklam; sadece çok büyük ve zengin firmaların emrinde olmak durumunda kalmaktadır.
Bu da orta sermayeli reklam verenin kültürel olarak “reklam cahili” kalmasına da neden olmaktadır. Kötü reklama para ödemek durumunda kalmaktadır. Hatta kendisi “şurasını böyle, burasını şöyle yap” diyerek yaptırdığı tasarıma bile para ödemek durumunda olmaktadır. Bu şartlarda grafiker sadece emir eri ve uygulayıcı olmaktadır. Uygulatan ve tasarlayan müşteridir. Buna ses çıkarmayan grafiker kuruluşları vardır.
Olay, tam bir kepazeliktir. Doktora nereden ameliyat yapılması gerektiğini söyleyen bir hasta gibidir. Veya eczacı kalfasından kalp ameliyatı bekleyip, pansuman parası ödemek gibi traji-komik hadiselerle dönüşmektedir.
Doktora giden bir hasta, şuramdaki uru çıkarma, öteki taraftaki uru kes çıkar. Apandisit ameliyatımı göbeğimden değil sırtımdan yap, ayak baş parmağımı kulağıma kulağımı ise dizime dik derse doktor ne yapar?
Açım işsizim, Ne iş olsa yaparım abi der mi?
Bunu böyle yapan doktorlara öteki doktorlar ne der?
Peki doktor olmayan hastabakıcılara veya eczanelerde kalfalık yapanlara beyaz önlük giydirip doktor diye kartvizit bastırırsanız ve hasta muayene ettirirseniz ne olur? Hastaların derdine çare olur mu?
“Doktorlukla grafikerlik bir değildir, yanlış teşhis ve tedavi adam öldürür ama, yanlış tasarım adam öldürmez” diyen olursa, biz de deriz ki; “yanlış tasarım da tasarım yaptıranın derdine derman olmaz, israf olur, çöp olur...”
Peki bu işler bir kurala bir nizama intizama bağlanmasın mı?
Tüm Grafiker kardeşlerim;
Kimse farkında değil ama; “Grafikerlerin Sahipsiz Kalması” bu fenalıkların serbestçe oluşmasını ve dolaşmasını sağlamaktadır.
GRAFİKERLER SAHİPSİZDİR !!!!
Mesele kültürsüzlük ve bilinçsizliktir.
SON SÖZ; Grafikerlik mesleğinin ilke ve sınırları tespit edilmelidir.
Lütfen bu konuda yazınız, görüş belirtiniz.
Saygılarımla.
Faruk ÇAĞLA
